Yağmur Yağarken Yapılması Mustehab Olan Ameller

YAĞMUR YAĞARKEN YAPILMASI MUSTEHAB OLAN AMELLER

Abdulazîz b. İbrâhîm el-Hudayr

Çeviren: İlyas Orazgil

 

1- Şiddetli rüzgar estiğinde şöyle der:

«اللَّهُم إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ»


'Allah'ım senden bunun hayrını, onda bulunanın hayrını ve onunla gönderilen şeyin hayrını istiyorum. Bunun şerrinden, onda bulunanın şerrinden ve onunla birlikte gönderilen şeyin şerrinden de sana sığınıyorum.' Müslim tahrîc etmiştir.

2- Yağmur yağarken şöyle der:

«اللَّهُم صَيِّباً نَافِعاً»

'Allah'ım onu faydalı yap.' Nitekim Âişe radıyallahu anhâ şöyle demiştir: 'Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmuru gördüğünde şöyle derdi...' deyip hadîsi zikretmiştir. Buhârî tahrîc etmiştir. Diğer bir rivâyette ise şöyle geçer: 'Yağmuru gördüğünde: Bu rahmettir, derdi.' Müslim tahrîc etmiştir.

3- Elbisesinin bir kısmını açması müstehaptır: Enes radıyallahu anh şöyle demiştir: 'Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber olduğumuz bir vakit yağmur yağdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de bunun üzerine, kendisine yağmur gelecek şekilde elbisesini açtı. Dedi ki: 'Çünkü onun rabbiyle ahdi yenidir.' (Yaratılışı yenidir) Müslim tahrîc etmiştir.

4- Yağmur yağarken duâ etmek: Nitekim Sehl hadîsinde şöyle gelmiştir: 'İki şey var ki geri çevrilmez ya da nâdiren geri çevrilir: Nidâ (ezan) esnâsındaki duâ ve savaşta tarafların birbirlerine giriştiklerinde yapılan dua.' Ebû Dâvud ve Darımî rivâyet etmiştir. Senedinde Mûsâ b. Ya'kûb ez-Zem'î vardır. İbnu'l-Medînî onu münkeru'l-hadîs saymıştır. Nesâî ise 'kuvvetli değil' demiştir. Başka bir nüshada: 've yağmur altındaki duâ' ifâdesi geçer. Bu lafız münkerdir ve bu bâbda [yağmurda duâ etmek husûsunda] gelenlerin çoğu ya münkerdir ya da zayıftır. (1)

5- Şimşek çaktığını görünce: 'Gözlerini kapar ve Allah'ı zikreder.' İbnu Ebî Şeybe bunu Hişâm b. Kâsım'dan o da Ebû Akîl'den o da bir Şeyh'den İbnu Sîrîn'in böyle dediğini aktarmıştır. Aradaki râvî mübhem olduğundan sahîh değildir.

6- Gök gürültüsünü işittiğinde şöyle der:

«سُبحانَ الَّذِي يُسبحُ الرّعدُ بِحَمدِهِ وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ»

'Gök gürlemesinin hamd ile, meleklerin de korkularından kendisini tesbîh ettiği Allah'ı tüm eksiklik ve ayıplardan tenzîh ederim.' Buhârî, Edebu'l-Mufred'te Abdullah b. ez-Zubeyr'den mevkûf olarak tahrîc etmiştir. İsnâdı sahîhtir. İbnu Abbâs'dan da rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: 'Gök gürlemesini duyduğunuzda Allah'ı zikredin. Çünkü Allah kendisini zikredene onu isâbet ettirmez.' Taberânî tahrîc etmiştir. Senedinde Abdulkerîm İbnu Ebi'l-Muhârık vardır. İmâm Ahmed onu zayıf saymıştır. Senetteki Ebu'n-Nadr ise metrûktur. Ebû Dâvûd'ta ise şöyle gelir: 'Gök gürlemesini işittiğinizde Subhânallah deyin, Allahu ekber demeyin.' Ebû Dâvud Merâsîl'de, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer'den mürsel olarak tahrîc etmiştir. Ahmed onu leyyin (gevşek) saymış, Ebû Hâtim ise sika (güvenilir) olduğunu söylemiştir. İbnu Abbâs'tan geldiğine göre kendisi gök gürlemesini işitince:

«سُبْحَانَ الَّذِي سَبحتَ لَهُ»

'Tesbîh ettiğin zâtı eksik ve ayıplardan tenzîh ederim' dermiş. 'Ra'd (gök gürültüsü) bir melektir. Çobanın koyununa bağırması gibi o da yağmura bağırır,' demiştir. Buhârî, Edebu'l-Mufred'te tahrîc etmiştir. Ancak bu münker bir haberdir. Hakem, bu hadîsin rivâyetinde tek kalmıştır. Ahmed ve İbnu Maîn onun zayıf olduğunu söylemişlerdir. Buhârî de: 'onun hakkında sustular.' demiştir.

7- Yıldırımın sesini duyduğunda şöyle der:

«اللَّهُم لاَ تَقتلنَا بِغَضَبِكَ، وَلاَ تُهلِكْنَا بِعَذَابِكَ، وَعَافِنَا قَبْلَ ذَلِكَ»

'Allah'ım bizi öfkenden dolayı öldürme, azâbınla bizi helâk etme. Bize bundan önce âfiyet ver.' Tirmizî rivâyet etmiştir. Senedinde Haccâc b. Artâh vardır. İbnu Maîn ve Nesâî onu zayıf saymışlardır. Dârakutnî de 'onun hadîsi hüccet olmaz' demiştir. Seneddeki Ebû Matar ise ma'rûf değildir.

8- Yağmur artıp da zarardan korkulduğunda şöyle der:

«اللَّهُم حَوالَينَا وَلَا عَلَيْنَا اللَّهُم عَلَى الآكَامِ وَالْجِبَالِ وَالْآجَامِ وَالظِّرَابِ وَالْأَوْدِيَةِ وَمنَابِتِ الشَّجَرِ»

'Allah'ım çevremize yağdır üzerimize değil, Allah'ım tepelere, dağlara, çalılıklara, kayalıklara, vâdilere ve ağaçlıklara yağdır.' Muttafekun aleyhi

9- Yağmur yağdıktan sonra şöyle der:

«مُطِرْنَا بِفَضْلِ الله وَرَحمَتِهِ»

'Allah'ın fazlı ve rahmeti ile yağmura kavuştuk." Nitekim hadîste şöyle gelir: 'Böyle diyen bana imân edip yıldıza küfretmiştir. Her kim de filanca yıldız sebebiyle yağmura kavuştuk derse yıldıza imân edip bana küfretmiştir." Muttafekun aleyh.

Yüce Allah en iyisini bilir.

(1) Duâ hakkında gelen haberlerin ve tâbiînin büyüklerinden rivâyet edilenlerin umûmundan dolayı bu konumda duâ etmekte bir beis yoktur. Tâbiînden gelen en sahîh haber İbnu Ebî Şeybe'nin Musannef'inde yer alan Mekhûl eş-Şâmî'nin eseridir. Muhammed b. Beşer > Abdulazîz b. Umer > Yezîd b. Yezîd b. Câbir > Mekhûl > Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'in ashâbından biri senedi ile gelen eser şöyledir: 'Yağmur yağdığında, ezân okunduğunda ve savaşta iki safın karşılaştığında yapılan duâ müstehaptır.'

17/02/1440 Hicrî
Riyâd

 

PAYLAŞ
(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilah mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz! (Neml, 62)
Bir Müslüman bir ağaç diker de onun mahsulünden bir insan yahut hayvan yerse, muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur. (Buhari 13/6005, Müslim 1552/8)
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattân –rahimehullah- der ki: "Dünyada ne kadar bid’atçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bid’at ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp, alınır." (İmam Nevevî: "et-Tezkira".)